Proje Hakkında

 

Bahçeşehir Üniversitesi’nin “Ortak Değerler – Ortak Bir Gelecek …” adını taşıyan bu web sayfası, ekstremizm veya aşırılıkların nasıl önlenebileceğine adanmış olup, karşılıklı anlayışın geliştirmesine yönelik olarak nelerin yapılması gerektiğini tartışmaya açan, bu konudaki görüşlerin ifadelenişine olanak tanıyan ortak bir zemindir.

* * *

Bahçeşehir Üniversitesi, çağımızın en önemli sorunlarından biri olan ekstremist propaganda ve mesajlara karşı alınabilecek tedbirlerle ilgili olarak, İngiltere Dışişleri Bakanlığıyla ortaklaşa bir projeye imza atmış bulunmaktadır.

Bilindiği gibi, Eylül 2007 tarihinde İngiltere Dışişleri Bakanı Sayın David Miliband, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Sayın Deniz Ülke Arıboğan‘ın konuğu olmuş, Sayın Dışişleri Bakanı bu ziyareti sırasında oldukça büyük yankı uyandıran bir konuşma da yapmıştır.

Sayın Miliband’ın söz konusu konuşmasının dışında, konuyla ilgili bilgi, belge ve resimleri burada bulabilirsiniz.
Ayrıca buradan da konu hakkında bilgi alabilirsiniz.

Sayın Dışişleri Bakanı, Türkiye’yi ziyaret etmeden önce, 5 Eylül 2007 tarihli The Daily Telegraph gazetesindeyse, Türkiye’nin önemini vurgulayan bu makaleyi yayımlamıştı:
Gelişmelerin güncelliği bakımından ayrıca, Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Jim Murphy’nin İstanbul’da yaptığı bu konuşma da kayda değerdir:

Bu görüşmeler sırasında, ekstremist propaganda ve mesajlara karşı nasıl tedbir alınabileceği, kültürlerarası diyaloğun nasıl geliştirilebileceği ve karşılıklı anlayışın nasıl artırılabileceği hususunda bir projenin hayata geçirilmesi planlanmıştır. İşte size ulaştırdığımız bu web sayfasıyla söz konusu projenin ilk adımını atmış bulunuyoruz.

Projemizin çalışma başlığı “Views from Turkey on countering extremist messages, developing intercultural dialogue and promoting mutual understanding” olup, Mart 2009 tarihine kadar sürecek, etkinlikler bu interaktif web sayfasından takip edilebilecek, varılan bulgu ve bilgiler hem akademik literatür olarak, hem de medya aracılığıyla kamuoyuna duyurulacaktır.

Bu bağlamda öncelikle tartışılması gereken hususlar şunlardır:

Söz konusu projenin hayata geçirilmesi için ne gibi faaliyetlerin yapılması gerektiğine ilişkin (seminerler, toplantılar, “workshop”lar, “brainstorming session”ları vb.) değerleri görüşlerinize başvurmak;

İleriki toplantıların ana konularını tayin ve tespit etmek;

Proje konusunun ele alınması hususunda ulusal ve uluslararası alanda kimlerin katılımının yararlı olacağını belirlemek.

Bu bağlamda 8 Mart 2008 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş’taki ana kampüsünde bir hazırlık toplantısı yapılmış, toplantıya çeşitli üniversite ve kuruluşlara mensup önde gelen bilimadamları, medya mensupları ve fikir önderleri katılmıştır.

Bu toplantıda sonuç olarak şu hususların altı çizilmiştir:

Günümüzde siyasal ve dinsel radikalleşme, barışı tehdit eden en önemli etkenlerden biri haline gelmiştir.

Farklılıkların keskinleştirici ve ayrımlaştırıcı etkenler olmaktan çok, birer zenginlik unsuru olarak anlaşılması sayesinde ancak barışı ve huzuru temin etmek mümkün olabilecektir.

Menfilik değil müspetlik çizgisi üzerinden gidilerek ancak karşılıklı anlayış tesis edilebilir.

Her şeye rağmen insanlar bir arada yaşamaya mecburdurlar.

Sınırların çizilmesi, düşmanların ilan edilmesi, tefrik edici kimliklerin vurgulanması ve negativite, huzur değil huzursuzluk yaratır.

İstanbul gibi, tarihi çok eskilere giden kozmopolit bir kentte vurgu çokkültürlülük üzerine değil kozmopolitanizm üzerine olmalıdır.

Makul ve mutedil olmayı bir ana akım olarak benimsemek, şiddet yanlısı olmamak, şiddet yanlısı olan az sayıdaki insanlarınsa bu düşünce ve eylemlerine imkan sağlamamak, “öteki” algısını şiddet yanlısı azınlığın terminolojisinden hareketle tanımlamamak gayemiz olmalıdır.

Söz konusu azınlık ile makul olan arasındaki makasın apaçık ortaya konulmasıyla ancak şiddet yanlısı, ekstremist propagandayla mücadele edilebilir.

Bütün bunları yaparken, ekstremist propagandanın elindeki malzemelerin tek tek çözülmesi, tabir caizse, “ipliğinin pazara çıkarılması” lazımdır.

Efsaneler ile gerçekler arasındaki farkları tüm çıplaklığıyla ortaya koyacak bir medya seferberliği gerekmektedir.

Hem Doğu, hem de Batı medeniyetiyle ilgili önyargıların ortaya konulması, bu anlamda önemli bir işlev görecektir.

Bu bağlamda; ektremist ya da aşırılıkçıların yoldaşlarını nereden ve nasıl temin ettiklerini, söylemlerinin hangi düzeyde etkinlik gösterdiğini, nedenlerinin neler olduğunu tek tek ortaya koymak lazımdır.

Yine bu bağlamda; kullanılan kavramların kimler tarafından nasıl geliştirildiğini ve nasıl kullanıldığını, “ama …” söyleminin ne derece tefrik edici olduğunu, ağızlara pelesenk olan ifadelerin birer birer tespit edilip “ezberin bozulmasını” sağlamak şarttır.

“Nefret söyleminin” ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, gündelik konuşmalara ve söylemlere nasıl dahil olup, onlara nüfuz ettiklerini açıklığa kavuşturmak lazımdır.

Ekstremizimle mücadelede herkesçe savunulabilecek bir ütopyanın ifade edilip edilemeyeceğini tartışmanın zamanı çoktan gelmiştir.

Ekstremist söylem ve eylem nasıl üretiliyor, yayılıyor, sosyalleştiriliyor? Bunlar nasıl izole edilebilir? Bu hususta vaka çalışmalarına gerek bulunmaktadır (mesela çocuk kitaplarına bakılabilir). Nefret dilinin çözümlenmesi çok önemlidir. Aynı şekilde halk dilinin, tarih kitaplarının, ötekileştirici söylemin “masumiyet” ve “bazılık” açısından ele alınması elzemdir.

Bir kavram olarak ekstremizmin nasıl tanımlanabileceği tartışılmalıdır. Ekstremizm, “toplumu değiştirme, örgütlü biçimde özgürlüğe müdahale etme niyetidir” şeklinde bir tanım ortaya konulabilir mi? Bunda şiddettin rolü ve önemi nedir?

Niyet okuma veya niyet atfetme gibisinden bir şahsi ya da toplumsal tutum ne demektir? Niyet atfetme ile samimiyet arasındaki fark ne olabilir? Burada ritüellerin rolü ne olabilir?

Öte yandan “ortodoks olan” ile “ortodoks olmayan” arasındaki ayrım nasıl makul ve mutedil biçimde toplumca massedilebilir? Tek makulün ya da mutlak makulün hegemonyasına karşı nasıl bir tutum sergilenebilir? Bu bağlamda “merkez” ile “yapı” ve “çevre” kavramlarını nasıl modelleştirebiliriz?

Eğer karşılıklı anlayış geliştirilecekse –ki bu amaçtır– o zaman makuliyet ve basiret kavramlarının temellendirici rolü mutlaka ele alınmalıdır.

Bu bağlamda “dil” ile ilgili araştırma ve incelemelere ağırlık vermek gerekmektedir. Olaylar incelenmeli, analiz edilmeli, buna “İstanbul Ruhu” denilen şey fark edilip ilave edilmeli ve sonuç olarak propagandanın dille alakalı olduğunu, sert, keskin, kesin ve saldırgan bir dilden sakınılması gerektiği ortaya çıkarılmalıdır. Yapılması gereken, genel tartışma platformunu dile üzerinden dile getirmek olmalıdır. Bu da ister istemez etik ve değerler konusunun da tartışmaya dahil edilmesini gerektirecektir. Değer veya kıymet açısından dilin ne olduğu ortaya konulmalıdır.

Burada vurgu “açıklık” olmalıdır: varlığa açık olan insan, diğer insanlarla ve insanlara açık biçimde varolmaktadır zira. Ekstremizm ise kendi içine kapalılıktır, bir başka deyişle dışarıya kapalılıktır aslında.

Ekstremizmle ilgili tartışmalar sadece ülkemizle veya başka tek bir ülkeyle sınırlı kalmamalı, hem bölgemizin hem de dünyanın diğer bölgelerinin bu konu açısından değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunu da sağlam temeller üzerine inşa etmek gerekir. Uluslararası bir çalışmadan beklenen de budur zaten.

Öte yandan “good practices” denilen başarılı örneklerin de altı çizilmeli ve müspetlikler vurgulanmalıdır. Dinlerin demokrasiyle uyumlu olup olmadığını tartışmayı artık bırakmak ve bunu kesinlikle birbiriyle çelişmeyen toplumsal bir gerçek olduğu meydana çıkartılmalıdır.

“Onay dili” denilen fenomenin mutlaka analiz edilmesi gerekir. Açık toplumun koşullarını ve diyalog ortamını engelleyen şeyler nelerdir? Düşünce ve duyguları engelleyen etmenler nelerdir?

Farklı kültürlerde aşırılık geleneğinin ne olduğu, nasıl bir altyapıya ve toplumsal tabana sahip olduğu, bunun dini ve siyasi boyutlarının neler olduğu tartışılmalıdır.

Web sayfamızı ziyaret eden herkesin, bu konudaki görüşlerini öğrenmek ve tartışmak bizim için projenin en heyecan verici yönlerinden birisi olacaktır. Herkesi forumlarımızda tartışmaya davet ediyoruz!..